4 Mayıs 2011 Çarşamba

O tabak bitecek!

Surfeylenmiş beğenilmiş tonla şey birikti ama vakit sıkıntısı, can sıkıtısı, cart sıkıntısı, curt sıkıntısı derken buraya konamadılar; affola.

Ama bazı şeyler de vakti geçti mi anlamından, etkisinden yitirebiliyor. O sebep ile iki dakkacık ayırıp çalışma arası, geldim anacım.

Lafı uzatmayalım, ahan da vidyo.

Anneler gününe 4 gün kala tüm annelere gelsin!



Vidyo hakkında da iki kelam etmesem şişer bi taraflarım zati, edeyim.

Profilonun reklamlarını kim/hangi ajans yapıyorsa kafalarını okşayıp "Aferim evlat!" demek lazım. Beğeniyorum valla!

13 Mart 2011 Pazar

Ben derse ders demem...

...arada sırada dalga geçilmiyorsa!

Yaratıcı, zeka dolu veya sadece beklenmedik... Bokunu çıkarmadıktan sonra, ders esnasında yapılan espriden daha keyiflisi yoktur.

Ha hoca var güler geçer, hoca var senin üstünden geçer:)

Kime yapacağını iyi bilmek lazım.

Aşağıdaki video, fispuktaki yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla MIT'de gerçekleşiyor. Yorumlardan biri de şöyle:

"Ganpatrao Pandurang Aapte: if you have watched walter lewins lectures and other lectures from MIT at MIT OCW, there are many such small gigs performed during the class by the lecturers or the students. It helps to liven up the class. This is something other schools and colleges should learn from .. where education system is hitler-ish."


Not: Evet o mavi yazan şey yorum sahibinin adı:))

Bu kadar lak lak yeter, ahan da vidyo:

22 Ocak 2011 Cumartesi

Google konuşuyor

Google Translate'in Türkçe telaffuzu ne kadar iyileşmiş. Adam kelimeleri okumayı bırak, vurgu bile yapıyor. Resme tıklarsanız cadıcım ile beni kahkahalara boğan bir sürü denemeden şu sıralar popülerleşen bir tanesini bulabilirsiniz.

Çevirinin değil de Türkçe metnin altındaki "Listen" a tıklayın

20 Ocak 2011 Perşembe

Eskiden güzel oyunlar vardı bea!

Güzel çizilmiş, iyi düşünülmüş, keyifli bir animasyon. Fispukta paylaşan arkadaş "Tetrisin blokları nereden düşüyor sanıyordunuz? :D" demiş video açıklamasına. Ben özellikle seslendirmeye bittim!

19 Ocak 2011 Çarşamba

Français

Fransızca bilmem, aslında pek de sevmem; ama bazen nasıl oluyor da oluyor bilmiyorum Fransızca kullanılarak ortaya çıkarılan işleri (Şarkı, film vs.) sevebiliyorum. Nadir ama olmuyor değil yani. Ahan da aşağıdaki şeyi de sevdim. Elemanlar gibisinden çok var da abla gibisinden pek bulunmuyor; -vidyoyu fispukta paylaşan arkadaşın sözleriyle- "hatun naaptın sen ya?!" diye nitelendirilebilecek bir bacı.

Zaz à Montmarte : Les passants
Uploaded by L'EXPRESS.

16 Ocak 2011 Pazar

Tetris Müziği

Kız ile soldaki eleman ciddi ciddi işlerini yaparken
ortadaki eleman çok güzel eğleniyor:)


Caddeli Deliler



resme tık lütfen

Türk-işi eleştirel çizgifilm diye açıklayabileceğim bişiy yapmaya başlamış yukarıda adını gördüğünüz iki şahsiyet; hoşuma gitti, paylaşayım dedim.

İlk bölüm "Bu ne la?!?" hissiyatı uyandırsa da ikinci bölüm çok başarılı olmuş. Herkese bir "ikinci şans" vermek lazım:))

Hele sunum sırasında kimyacıların tahtadaki formüllerine bittim; sonuç da ayrı mükemmel:)))

Vidyolar yutup videosu olduğundan buraya da koyabilirdim ama sitelerine gidin istedim:)

Sakalina siçtuğum!

Bir gencin Rize ağzıyla (Laz ağzı değil) bir hikaye anlattığı vidyoyu fispukta gördüm; Ali paylaşmış. Aklıma hemen Barış Manço'nun 1975 tarihli albümü 2023'ün -nedense farklı şarkılar ve sıralama ile 2004'te tekrar yayınlanan versiyonunun- 6. şarkısı "Çay Elinden Öteye" geldi(Neden "Çay Elinden" diye ayrı yazılmış onu da bilmiyorum; zira "Çayeli" bir ilçe ismi). Eminim bir çoğunuz bilmiyordur bu şarkıyı Barış abinin de söylediğini. Tabii Barış abi bu; öyle diğerleri gibi söylememiş yarım yamalak "Laz" ağzı ile! Kesinlikle dinlemeniz gerek diye düşünerek paylaşıyorum efem.

Not: Önce vidyoyu izlemeniz tavsiye olunur ki şarkıdaki konuşmaları daha kolay anlayabilesiniz:)


Barış abinin şarkısını indirmek isterseniz:

indirmeden dinlemek isterseniz:
Muzicons.com

8 Ocak 2011 Cumartesi

Öbür blogdaki alıntının vidyosu(tıklanabiliniyor bu:p)

Tasvip etmem, hoş görmem, sinir olurum ama komik olduğunu da inkar edemiyorum maalesef.

Şimdiden söyleyeyim: Olur da bir gün bir bebem olursa ve ona küfür öğretecek bir yarım akıllı çıkarsa çekeceği var benden!!!

25 Aralık 2010 Cumartesi

Brian Cox - Rock Star/Fizikçi

Bilim dünyasında var böyle tipler; sürüylen. Bazıları eşe-dosta çalıp keyif yapıyor; ama bazıları da ünlenebiliyor (bkz. Brian May); bazıları da her iki alanda da ünlenebiliyor. Bkz. Brian Cox.

Bu amca (genç görünse de 68 li bir insan kendileri) UK'da bayağı ünlüymüş; BBC'nin bilim başlıklı işlerinde program yapan, konuşan bir kimse imiş.

Şu aşağıdaki vidyoda da "Large Hadron Collider-LHC (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı)"nın ne menem bişi olduğunu güzel, sade, eğlenceli bir şekilde anlatıyor.


Ayrı bir post şeetmeyelim şimdi; şurada iki kelam etsek yeter: Bu vidyo TED diye bir sitede. Bu sitede zilyontane video var; ortak yanları alanının uzmanları tarafından yapılan, bazısı kısa bir vidyo bazısı uzun bir ders olan konuşmalar. Gidip yutupta, fispukta, bloggerda falan (kendime de batırırım iğneyi)abidik şeyler izleyeceğinize buradan iki vidyo izleyin de genel kültür olsun! Hadi bakiim; yallah!!!

DipNot: İngilizcem yok bahanesini de kabul etmiyorum; Türkçe altyazılı izlenebiliyor vidyolar.

Trafikte sıkılan adam

Amca feci sıkılmış trafikte. iPhone da her derde deva haa:)))

Sualtı Yamaç Atlayışı

Sualtı Yamaç Atlayışı dedim ama adı bu mudur bilmiyom; hiç araştırmacı günümde de değilim anacım.

Her türlü açıklama vidyonun sonunda var; ammavelakinvedefakat google da neyin çıksın diye iki kelam edeyim: Dalış, Base Jump, Nefes Tutmaca, Tüpü evde unuttuk lan Necmi netcez?

Regal, severim...

Regal diye bir marka var; Vestel'in yan ürünü. Bu yan ürün meselesini de hiç anlamam. Neymiş, daha düşük kalite, bu sebeple ucuz ama benim markamın adına yakışmaz ucuz mal satmak. Başka açıklaması varsa biri yapsın; ekonomist, tüccar filan değilim sonuçta:p

Neyse; Regal diyordum. Severim kendilerini. Vestel'i sevmem ama; nasıl oluyor bilmiyorum, sormayın:) Galiba reklamları sebebiyle seviyorum Regal'i.

Şu reklama bak hele; sevilmez mi allaaaseenn :)

Fıkra (gibi gibi)

Fıkra olarak başarılı bulamasam da anlatmaya çalıştığı şeyi beğendim:

Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların temsilcilerini yanına çağırmış ve her birine ikişer erdem vermiş:
- İsviçrelilere Düzenlilik ve Yasalara Saygı,
- İngilizlere Soğukkanlılık ve asalet,
- Japonlara Çalışkanlık ve Sabır,
- İtalyanlara Neşe ve Romantizm,
- Fransızlara Şarap ve Güzel Yemekler,
- Türklere Zeka, Dürüstlük ve Tayyip sevgisi.

Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı'ya sormuş:

"Gayet hoş olmuş bu uyarlama. Bütün uluslara ikişer erdem verdiniz; ama Türklere üç tane..."

"Evet ama..." demiş Tanrı "sadece ikisini kullanabilecekler. Böylece; bir Türk zeki ve Tayyipçi olduğu zaman dürüst, dürüst ve Tayyipçi olduğu zaman zeki, hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyipçi olmayacaktır.".

Kucakla Hayatı!!!

Elin Kuzey İrlanda'sında yaşayınca Türkiye'de görüp anlam veremediğimiz, kıçımıza batıyor diye söylendiğimiz otobüs koltuklarındaki emniyet kemerlerini kullanan, arabanın arka koltuğundaki emniyet kemerlerini taktıkları yetmiyormuş gibi seni de uyaran insanları görebiliyor insan:) Alamanya'da da öyle olmuştu; arka koltukta kemer takmıştım.

"Kaza" kelimesinin açıklamasında "elde olmayan", "beklenmeyen" gibi tanımlar olduğunu unutan halkıma arka koltukta kemer taktırmak ne kadar mümkün bilmiyorum ama en azından birilerinin, o şeylerin süs olmadığının farkında olduğunu bilmenizi istedim.

Yazımı bu blogun adeti olduğu üzere bir "beğenilmiş" ile bitireyim; buyurun efem: